SON DAKİKA
--:--:--

Ümit Özdağ: Mekke Anlaşması, İsrail’in yan müttefik olduğu bir anlaşma

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Mekke Anlaşması’na ilişkin, “Bu anlaşma İsrail’e karşı yapılmış değil. Bu anlaşma, İsrail’in yan müttefik olduğu bir anlaşma” dedi. Türkiye’nin Husiler üzerinden İran’la çatışmaya çekilmek istenebileceğini savunan Özdağ, “Bugün Husilerle Türkiye’nin bir çatışmaya girmesine en çok sevinecek kişi Netanyahu ve onun faşist kliği olacaktır” ifadelerini kullandı.

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!
Ümit Özdağ: Mekke Anlaşması, İsrail’in yan müttefik olduğu bir anlaşma

Haber: Batuhan Dükel / Kamera: Can Kılınç

(ANKARA)- Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Mekke Anlaşması’na ilişkin, “Bu anlaşma İsrail’e karşı yapılmış değil. Bu anlaşma, İsrail’in yan müttefik olduğu bir anlaşma” dedi. Türkiye’nin Husiler üzerinden İran’la çatışmaya çekilmek istenebileceğini savunan Özdağ, “Bugün Husilerle Türkiye’nin bir çatışmaya girmesine en çok sevinecek kişi Netanyahu ve onun faşist kliği olacaktır” ifadelerini kullandı.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özdağ, iktidarın “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı süreç, fon soruşturması, Halk TV’ye kayyum atanması, sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engelleri ve Mekke Anlaşması hakkında konuştu.

İktidarın “Terörsüz Türkiye” olarak tanımladığı süreç kapsamında ortaya konan “çerçeve yasa”nın terör örgütü PKK’ya yönelik bir af yasası olduğunu öne süren Özdağ, şunları söyledi:

“PKK terör örgütü ve onun elebaşısı Abdullah Öcalan’la yürüyen bir müzakere süreci var ve bu müzakere süreci çerçevesinde PKK’ya af çıkartıldı ve Abdullah Öcalan da bildiğiniz gibi artık İmralı’da mahkûm değil, bir komisyon üyesi olarak görev yapıyor. Hücresinde değil, artık kendisine tahsis edilen villada yaşıyor ve o da bu çerçevede aslında affedilmiş kabul edilmeli. Bu süreç başlarken bize, Türk milletine söylenilen, ‘Şart şurt yok, PKK silah bırakacak, kendisini feshedecek’ dendi. Nasıl Suriyelilerin geri döneceği sözü tutulmadı ve şimdi ‘Suriyeliler kalıyor’ deniyorsa aynı şekilde PKK ve Öcalan’la da pazarlıkların yapıldığını görüyoruz.”

“PKK VEYA DEM BİZE ŞART İLERİ SÜREMEZ”

DEM Parti’nin süreç kapsamında tazminat ve hakikat komisyonları kurulmasını istediğini ileri süren Özdağ, şöyle devam etti:

“Bakın, DEM Eş Başkanı Tuncer Bakırhan, ‘Millî devlet yıkılsın’ diyor. Açık açık, hiç gizlemiyor. Gazeteci Yılmaz Özdil ifade etmiş, paylaşmış; DEM, terörle mücadelede öldürülen kişiler için devletin 2 milyon 300 bin TL tazminat ödemesini istiyormuş. Boşaltılan köylerin yolları yapılsın, içme suyu, kanalizasyon, elektrik, haberleşme, okul, sağlık ocağı binaları inşa edilsin deniyormuş. Elbette Türkiye’nin her yerinde terörle mücadele sırasında zarar gören, halkın ayrılmak zorunda kaldığı köyler Türkiye Cumhuriyeti’ne ait köylerdir ve içinde yurttaş yaşıyorsa devlet oraya hizmet götürür. Ama PKK veya DEM bize böyle bir şart ileri süremez.

Yine tazminat komisyonu kurulsun talebinin dışında, hakikat komisyonu kurulsun talebinin gündeme getirildiğini görüyoruz. Böylece terörle mücadele sırasında gerçekleştiğini iddia ettikleri faili meçhullerden sorumlu olanlar ortaya çıkarılacakmış. Hakikat komisyonu talebinin, Öcalan tarafından birinci açılım adını verdikleri terörle müzakere sürecinde de gündeme taşındığını biliyoruz. Şimdi tekrar bunu Türkiye’nin gündemine getirdiler ve terörle mücadeleye de ‘kirli savaş’ diye ahlaksızca saldırıldığını görüyoruz. Keza DEM’in ve PKK’nın, terörle mücadele sırasında öldürülen PKK’lıların gömüldükleri yerlerin şehitliğe dönüştürülmesi talebini gündeme getirdiklerini duyuyoruz. İHA ve SİHA’lar Türkiye üzerinde uçmasın talebinde bulunduklarını duyuyoruz. Hani şartsız, şurtsuz bir süreçte PKK silah bırakacaktı, teröre son verecek ve kendisini lağvedecekti? Hayır. Hepsinin şartlarla, dayatmalarla, zorlamalarla, devletin millî üniter devlet karakterini dönüştürecek taleplerle gündeme geldiğini görüyoruz.”

“PKK BURADAN ÇEKİLDİ DEMEK, 230 ŞEHİDİN AZİZ HATIRALARINA SAYGISIZLIKTIR”

DEM Parti Milletvekili Cengiz Çandar’ın Anayasa’nın 42 ve 66’ncı maddelerinin değiştirilmesine ilişkin sözlerini de eleştiren Özdağ, PKK’nın Irak’ın kuzeyindeki bazı bölgelerden çekildiğine yönelik haberler hakkında şunları kaydetti:

“Metina, Haftanin, Zap, Avaşin, Basyan ve bunların tamamında, ayrıca Hakurk’un büyük bölümünde terör örgütü, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından bu süreç başlamadan önce 230 şehit verilerek temizlenmiştir. Şimdi ‘PKK buradan çekildi’ demek, bu 230 şehidin aziz hatıralarına saygısızlıktır. Topu topu sekiz noktada, mağara ve kanal tünel girişinde PKK boşaltma yapmıştır ama Gara’da, terör örgütünün en yoğun olduğu yerde, tahkimatını artırmaya ve tehditlerini sürdürmeye devam ediyor. Özetle, Türk milletine açılım konusunda ve PKK’nın çekildiği konusunda abartılı bir propaganda yapıldığını görüyoruz. Durum böyle değil.”

“AÇIKLAYAMIYORSANIZ SİZ BİZE VERİN, BİZ AÇIKLARIZ”

Fon soruşturmasına ilişkin iktidarı ve muhalefeti eleştiren Özdağ, şöyle konuştu:

“Fon yolsuzluğu konusunda da iktidarın gerçek bir temizlik arayışı içerisinde olmadığını açık şekilde görüyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde fon yolsuzluğunu araştıracak bir komisyona iktidar bloku tarafından karşı çıkılması da bunun açık göstergesidir. Suçlular ellerini kollarını sallayarak dolaşırken konuyu araştıran gazeteciler tutuklanıyor veya ev hapsi cezasına çarptırılıyor. AK Parti yetkilileri, fon yolsuzluğuna adı karışanların isimlerinin yayımlanmasına karşı çıkıyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi susarken, YENİ Parti’nin de ‘Biz gelecek hafta açıklayacağız’ dedikten sonra açıklama yapmadığı gibi Sayın Özgür Özel’in ise Erdoğan’a ‘Siz açıklayın’ çağrısında bulunduğunu görüyoruz. Arkadaşlar, geçen hafta söyledik, bu hafta tekrarlayalım. Açıklayamıyorsanız siz bize verin, biz açıklarız bunu.”

“BİR KORKU VE BASKI İKLİMİ OLUŞTURARAK SEÇİMLERE GİTMEK İSTEDİKLERİNİ GÖRÜYORUZ”

Halk TV’ye kayyum atanması ve sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engelleri hakkında da değerlendirmelerde bulunan Özdağ, şunları söyledi:

“Evet, dün Ekrem İmamoğlu’nun uzun süren bir tutukluluk neticesinde savunmasını yaptığı ilk gününe gelmiştik ki sabah Halk TV kapatıldı. Yayınları durduruldu. Bunun bir tesadüf olmadığı çok açık. Ancak bu bir ilk adım da değil. Daha önce Tele1 de kapatıldı, T24 kapatıldı. Yüzlerce hesaba erişim engeli getirildi. İnanılır gibi değil. Bir eski öğrencimin, bin 200 kişinin zor takip ettiği bir hesabının dün erişime kapatıldığını görünce çok şaşırdım. Nasıl inceliyorsunuz, nelerden rahatsız oluyorsunuz? Hayret doğrusu. Evet, bir korku ve baskı iklimi oluşturarak seçimlere gitmek istediklerini görüyoruz.”

“BU DURUMDA ELLERİNİ OVUŞTURACAK OLAN YALNIZCA ABD VE İSRAİL OLUR”

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın içeriğinin kamuoyundan saklandığını savunan Özdağ, iktidarın Yemen’de Husilere karşı savaşmak üzere asker gönderme hazırlığında olduğunu ileri sürdü.

Anlaşmayı, Suudi Arabistan ve İsrail temsilcileri arasında 2015 yılında yapılan görüşmelerle ilişkilendiren Özdağ, söz konusu görüşmelerde gündeme getirildiğini belirttiği bir Arap gücü oluşturma projesinde Türk ve Pakistan silahlı kuvvetlerinin kullanılmak istendiğini savundu. Özdağ, şöyle konuştu:

“Bir askerî ittifak kurmanın iki temel riski var. Birincisi, karşı bir ittifak oluşmasına neden olması. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan kendi arasında, üstelik Türkiye’nin çıkarlarına uygun olmayan bir askerî ittifak kurarsa bu ittifak, Hindistan, İran ve Yunanistan arasında rahatlıkla bir karşı ittifakı hayata geçirebilir ve bu Türkiye’nin yararına değildir. Bu durumda ellerini ovuşturacak olan yalnızca ABD ve İsrail olur. İkincisi, bir askerî ittifak kurmak, ittifak üyelerinden birinin cüretinin ve saldırganlığının artmasına yol açabilir ve diğer ittifak ülkelerinin bir çatışmaya sürüklenmesine neden olabilir. Nitekim bu anlaşmanın imzalanmasından sonra Suudi Arabistan’ın Husilere yönelik saldırganlığının cesaret bularak arttığını görüyoruz ve Türkiye’nin de bir ittifak üyesi olarak bu çatışmaya sürüklenme riski artıyor.”

“TÜRKİYE’Yİ İRAN İLE SAVAŞA SÜRÜKLEMEK OLUP OLMADIĞINI TÜRK MİLLETİNİN SORGULAMASI GEREKMEKTEDİR”

Çatışma içindeki ülkelerle askerî ittifak kurulmasının Türkiye’yi de çatışmalara sürükleyebileceğini belirten Özdağ, şöyle devam etti:

“Yine askerî ittifaklarda kural şudur: Sıcak çatışma içinde olan bir devletle askerî ittifak yapılmaz. Askerî ittifaklar genellikle kural olarak çatışma öncesinde yapılır. Siz çatışan bir ülkeyle ittifak yapıyorsanız ‘Ben bu çatışmanın parçası olmayı kabul ediyorum’ diyorsunuz arkadaşlar. Şimdi hem Pakistan sıcak çatışma içerisinde hem Suudi Arabistan çatışma içerisinde ve Suudi Arabistan’la girilen bu askerî ittifak, Türkiye’yi İran’la bir çatışma süreci içerisine sokma riskini içinde büyük ölçüde barındırmaktadır. Evet, bu sürecin nihai amacının Türkiye’yi İran ile savaşa sürüklemek olup olmadığını Türk milletinin sorgulaması gerekmektedir.”

Pakistan ile ilişkilerin ikili düzeyde sürdürülmesinin yeterli olduğunu ifade eden Özdağ, anlaşmayı AK Parti’nin Orta Doğu ve Suriye politikasının devamı olarak nitelendirdi.

“ANAYASA VE YASALAR YOKMUŞ GİBİ HAREKET ETMEYE DEVAM EDİYOR”

Anlaşma TBMM’de onaylanmadan buna dayanılarak askerî komite toplantıları yapılmasını eleştiren Özdağ, Anayasa’nın 90 ve 92’nci maddelerine işaret ederek şunları söyledi:

“Yurt dışına asker yollamak veya yurt dışından asker kabul etmek için de Anayasa’nın 92. maddesine göre tezkere gerekir. Türkiye Büyük Millet Meclisi kabul etmezse asker yollayamazsınız. Anlaşmanın kabul edilmesi de yetmiyor. Ve AK Parti iktidarı, MHP destekli olarak, Anayasa ve yasalar yokmuş gibi başına buyruk ve tam bir keyfilik içinde hareket etmeye devam ediyor. Oysa Anayasamız ve yasalarımız yürürlüktedir. Ve bunlara uymak iktidar dahil herkesin görevidir. Türk milleti 4 bin seneden bu yana töreli bir devlettir, millettir. Töre, yani hukuk. Ama şimdi törenin de hukukun da ortadan kalktığı bir süreçten geçiyoruz.”

“TÜRKİYE CUMHURİYETİ BİR HUKUK DEVLETİDİR”

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın anlaşmaya ilişkin açıklamalarını da eleştiren Özdağ, şöyle konuştu:

“Bu çerçevede AK Parti iktidarına, bir anlaşmanın imzalanmış olmasının o anlaşmayı hukuken geçerli kılmadığını ihtaren hatırlatmak istiyoruz. Bir anlaşma, Türkiye Büyük Millet Meclisi onayı olmadan yalnızca bir niyet beyanından ibarettir. Ve bu niyet beyanına dayanarak Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, sanki ortada hukuken geçerli bir anlaşma varmışçasına, ‘Tayyip Erdoğan sözünün eri bir liderdir. Verdiğimiz sözü tutacağız. Suudi Arabistan’ın toprak bütünlüğünü koruyacağız’ şeklinde açıklamalar yapmaktadır. Sayın Hakan Fidan, unutmuş görünüyorsunuz ya da hiç bilmiyorsunuz ama Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Erdoğan’ın sözünün eri olup olmamasıyla değil, Anayasa ve yasalar çerçevesinde yönetilir. Hukuken var olmayan bir anlaşmaya istinaden sözde komite toplantıları yapılması, yabancı devletlere Türk milleti ve Türk Silahlı Kuvvetleri adına sözler verilmesi, taahhütler altına girilmesi kabul edilemez. Sadece Türkiye Büyük Millet Meclisi bunu yapabilir.”

“BİR TEK MEHMETÇİĞİMİZİN HAYATININ TEHLİKEYE ATILMASINA KARŞIYIZ”

Anlaşmanın Türkiye’nin hangi güvenlik çıkarlarına hizmet ettiğinin açıklanması gerektiğini belirten Özdağ, “Yoksa amaç Suudi Arabistan’ın Türkiye’nin güvenliğini sağlaması değil de Türkiye’nin Suudi Arabistan’ın güvenliğini sağlaması mıdır” diye sordu. Özdağ, “Biz Zafer Partisi olarak bir tek Mehmetçiğimizin Suudi petrol doları milyonerleri ve milyarderleri için hayatının tehlikeye atılmasına karşıyız” dedi.

 “BU ANLAŞMA, İSRAİL’İN YAN MÜTTEFİK OLDUĞU BİR ANLAŞMA”

Mekke Anlaşması’nın İsrail’e karşı yapılmadığını savunan Özdağ, şöyle konuştu:

“Eğer Mekke Anlaşması, mesela ortak İsrail tehdidine karşı yapılmış olsaydı buna İran da katılırdı, Irak da katılırdı, Mısır da katılırdı. Bir coğrafi bütünlük olurdu. Ancak bu anlaşma İsrail’e karşı yapılmış değil. Bu anlaşma, İsrail’in yan müttefik olduğu bir anlaşma. Tabii bu çerçevesini çizdiğimiz anlaşma jeopolitiği dışında üç temel husus daha var bu konuyla ilgili ortaya koymamız gereken. Bir, ABD Başkanı Trump’ın kasımda kongre seçimleri sonrasında İran’a yeniden saldıracağına yönelik açıklamalar var gündemde. İki, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın İran’a yönelik ABD ve İsrail saldırıları sırasında kullandığı, İran’ı suçlayıcı hatta aşağılayıcı ifadeler var. Bunu unutmayalım. Üç, Suudi Arabistan’ın İran’la yaşadığı gerginlik ve Yemen’de Husilerle girdiği çatışmada giderek artan sıkışmışlık. Bu üç husus, Mekke Anlaşması’nın İran’a ve Husilere karşı yapıldığını gösteriyor.”

“EN ÇOK SEVİNECEK KİŞİ NETANYAHU VE ONUN FAŞİST KLİĞİ OLACAKTIR”

Türkiye’nin Yemen’deki çatışmanın tarafı olmaması gerektiğini vurgulayan Özdağ, şöyle devam etti:

“AK Parti iktidarı, ülkemizin çıkarlarını hiçe sayarak Orta Doğu’daki her çatışmaya taraf olmaktan vazgeçmelidir. Bugüne kadar Orta Doğu’da taraf olmadığımız bir tek Suudi-Husi çatışması kalmıştı, şimdi ona da ortak oluyoruz. Yemen’i kimin yöneteceği, Yemen halkının karar vereceği bir konudur. Bu konunun Türk halkını uzaktan yakından ilgilendiren hiçbir boyutu yoktur. Üstelik Husiler, Birinci Dünya Savaşı sırasında İngiliz emperyalizminin yanında değil, Türk askerinin yanında yer aldılar. Bunu da unutmayalım. Bugün Husilerle Türkiye’nin bir çatışmaya girmesine en çok sevinecek kişi Netanyahu ve onun faşist kliği olacaktır. Husiler mağlup olursa Babülmendep Boğazı ve Kızıldeniz, İsrail’in etki alanına girecektir. Ankara’da bunun olmasını kim istiyor acaba? Çok merak ediyorum.”

“SUUDİLERLE HUSİLERİ BARIŞ MASASINA DAVET ETMEYİ TERCİH ETMELİDİR”

Türkiye’nin çatışan tarafları barıştırmaya yönelik diplomasi yürütmesi gerektiğini belirten Özdağ, şu ifadeleri kullandı:

“Kaldı ki Suudi-Husi çatışmasını Husiler değil, tekrar ediyoruz, Suudi Arabistan başlattı. Biz Zafer Partisi olarak Türkiye’nin Orta Doğu’da çatışmanın tarafı değil, tarafları barıştıran ülke olması gerektiğini düşünüyoruz. Diplomasiye ağırlık vermesini, barışı desteklemesini ve ekonomik iş birliğini desteklemesi gerektiğini düşünüyoruz.”

İktidarın İsrail’e yönelik politikalarına da eleştiri getiren Özdağ, şu ifadeleri kullandı:

“AK Parti iktidarını, Azerbaycan konusunda soğukkanlı bir tutum alarak İsrail ve İran’ın Bakü’de avantajlı konuma geçmesini engellemeye davet ediyoruz. AK Parti iktidarı, İsrail ilişkileri konusunda sadece Gazze’ye ve söyleme hapsederek, söylem dışında politika üretmeyerek Türkiye’yi İsrail karşısında gerileme pozisyonuna sokmaktadır. Bunun terk edilmesinin zamanı gelmiştir.”

TİP’İN HESAPLARINA ERİŞİM ENGELİNE TEPKİ: “KABUL ETMEK MÜMKÜN DEĞİL”

Özdağ, Türkiye İşçi Partisi Genel Merkezi ve İstanbul İl Başkanlığı’nın sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirildiğinin belirtilerek değerlendirmesinin sorulması üzerine şöyle konuştu:

“Gerçekten inanılır gibi değil. Hukuka aykırı. Diğerleri gibi hukuka aykırı. Bir kurumsal yapı var karşımızda. Ortada bir suç var mı? Hayır, yok. Suç olsa bir soruşturma olur, bir cezalandırma olur, bir iddianame olur, bir tahkikat olur, bir ifadeye çağırma olur. Bunların hiçbirisi yok ve birisi diyor ki bu kapatılsın ve kapatılıyor. Yani erişim engeli getiriliyor. Doğrusu anlamak hiç mümkün değil. Kabul etmek de mümkün değil.”

Yorum Yap

Benzer Haberler
İstanbul Valiliği: Yağış nedeniyle ölü sayısı 3’e yükseldi, kayıp sayısı 4
İstanbul Valiliği: Yağış nedeniyle ölü sayısı 3’e yükseldi, kayıp sayısı 4
Milli Savunma Bakanı Güler, Polonya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kukula ile görüştü
Milli Savunma Bakanı Güler, Polonya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kukula ile görüştü
Dışişleri Bakanı Fidan, bugün Bakü’de Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev tarafından kabul edildi
Dışişleri Bakanı Fidan, bugün Bakü’de Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev tarafından kabul edildi
Dışişleri Bakanı Fidan, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ile görüştü
Dışişleri Bakanı Fidan, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ile görüştü
PES, CHP’nin üyeliğini askıya aldı, YENİ Parti oy birliğiyle üye olarak kabul edildi
PES, CHP’nin üyeliğini askıya aldı, YENİ Parti oy birliğiyle üye olarak kabul edildi
Ekrem İmamoğlu’nun İBB Davası’ndaki savunması 2. gününde sürüyor: “TRT, 87 milyonun parasıyla bize küfretti, bize hakaret etti”
Ekrem İmamoğlu’nun İBB Davası’ndaki savunması 2. gününde sürüyor: “TRT, 87 milyonun parasıyla bize küfretti, bize hakaret etti”
Milyonların Şehrinden Haberin Nabzı
Esenyurt Nabız

Esenyurt Nabız, “Milyonların Şehrinden Haberin Nabzı” anlayışıyla şehrin en yoğun ve dinamik bölgelerinden yükselen gelişmeleri anlık, tarafsız ve güvenilir şekilde sunan; gündemin ritmini yakından hissettiren güçlü bir haber platformudur.

2026 Esenyurt Nabız © Tüm hakları saklıdır. Esenyurt Nabız