SON DAKİKA
--:--:--

TBMM Başkanı Kurtulmuş: “Fon meselesi Türkiye’de son dönemlerde karşılaştığımız en önemli krizlerden, sıkıntılardan birisidir”

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Fon meselesi Türkiye’de son dönemlerde karşılaştığımız en önemli krizlerden, sıkıntılardan birisidir. Uzun lafa gerek yok. Bu konuda kim haksız kazanç sağladıysa, bu konuda kim haksız kazanç sağladıysa, kim milletin parasına, cebine elini soktuysa, kim arsızlık ve hırsızlık yaptıysa sonuna kadar gidilmeli; hepsinden hesap sorulmalıdır. Ayrıca bu süreçte kusuru, hatası, noksanı, ihmali olan kim varsa onlar da Türk yargısı önünde hesaplarını vermelidir” dedi.

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!
TBMM Başkanı Kurtulmuş: “Fon meselesi Türkiye’de son dönemlerde karşılaştığımız en önemli krizlerden, sıkıntılardan birisidir”

(TBMM) – TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Fon meselesi Türkiye’de son dönemlerde karşılaştığımız en önemli krizlerden, sıkıntılardan birisidir. Uzun lafa gerek yok. Bu konuda kim haksız kazanç sağladıysa, bu konuda kim haksız kazanç sağladıysa, kim milletin parasına, cebine elini soktuysa, kim arsızlık ve hırsızlık yaptıysa sonuna kadar gidilmeli; hepsinden hesap sorulmalıdır. Ayrıca bu süreçte kusuru, hatası, noksanı, ihmali olan kim varsa onlar da Türk yargısı önünde hesaplarını vermelidir” dedi.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Lüksemburg Temsilciler Meclisi Başkanı Claude Wiseler ile TBMM’de ortak basın toplantısı düzenledi.

Claude Wiseler ile önce baş başa sonrasında ise heyetler arası görüşmeler yaptıklarını hatırlatan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, görüşmelerin içeriğine ilişkin şunları kaydetti:

“Bu görüşmede hem ikili ilişkilerimizi ele aldık hem de Türkiye’nin içinde bulunduğu bölgedeki ve Avrupa’daki gelişmeler konusunda da karşılıklı fikir alışverişinde bulunma fırsatını elde ettik. Türkiye’nin Avrupa Birliği ilişkileri konusunda da gerekli müzakereleri gerçekleştirmiş olduk. Şunu ifade etmek isterim ki Lüksemburg, başından itibaren Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik sürecine destek veren Avrupalı dost ülkelerden birisidir. Bundan dolayı bir kere daha burada açıklıkla kendilerine teşekkür etmeyi bir vazife telakki ediyorum. Ayrıca Ukrayna-Rusya Savaşı başta olmak üzere Avrupa kıtasındaki güvenlik sorunlarını, bundan sonraki süreçte Avrupa Birliği’nin muhtemel gelişme seyrini ve Avrupa’nın bütün her tarafını ilgilendiren ortak güvenlik meselelerini de ele alma imkânımız oldu. Türkiye olarak her zaman bölgemizdeki bütün sorunların çözüm yolunun öncelikli olarak diplomasi masasından geçtiğini, müzakerelerle barış yolunun sürekli açık tutulmasından başka doğru bir yol olmadığını ifade ettik. Rusya-Ukrayna Savaşı’nda gerçekten başından itibaren kuvvetli bir arabulucu rolünü izlemeyi sürdürdük. Ama ne yazık ki 2022 yılında İstanbul Dolmabahçe’de varılan taslak anlaşma maalesef sonlandırılamadı. Çünkü bazı ülkeler bu savaşın devamından kendi milli menfaatleri bakımından yarar gördüklerini düşündüler.

“LÜKSEMBURG’UN FİLİSTİN’İ TANIYAN KARARI FEVKALEDE OLUMLU”

Aynı şekilde bölgemizde İran-Amerika arasındaki gerilimin, savaşın sona erdirilmesi konusunda da fikirlerimizi paylaşma imkanımız oldu. Türkiye olarak burada da Amerika ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı bu savaşın daha şimdiden sonu olmayan bir gerilime döndüğünü, bundan ne iki ülkenin ne de bölge ülkelerinin ve dünyanın asla bir yararı olmayacağını ifade ettik. Hürmüz Boğazı’nın savaş öncesi statüye dönmesi ve Babülmendep Boğazı’nda da geçişlerin uluslararası ticaret gemilerine açık hale getirilmesinin öncelikli olduğu konularını ele aldık. Bu bölgedeki en önemli meselelerden birisi de tabii ki Filistin meselesidir. Aslında İsrail meselesidir demek daha doğru olur. İsrail’in uzunca bir süredir bölgede sürdürdüğü agresif tavırların, bölgedeki bütün ülkeleri etkisi altına alan saldırganlığı ve özellikle Filistin halkına karşı gerçekleştirmiş olduğu insanlık dışı eylemler konusunu da ele aldık. Burada Lüksemburg’un geçtiğimiz sene Filistin’in bağımsızlığını, Filistin devletini tanıyan kararının fevkalade olumlu olduğunu, bundan dolayı da kendilerine tebrik ve teşekkürlerimizi ifade ettik. Yine aynı şekilde Batı Şeria’daki işgalci yerleşim yerlerinden İsrail ürünlerinin ihraç edilmesine ilişkin Avrupa’da bazı ülkelerin başını çektiği ambargoya, o ürünlere karşı yaptırımlara Lüksemburg’un da katılmış olmasını Lüksemburg halkının gösterdiği Filistin’le dayanışmanın önemli bir örneği olarak telakki ettik. 

“TERÖRSÜZ TÜRKİYE ÇALIŞMALARINI KENDİLERİNE ÖZETLEDİM”

Ayrıca bölgedeki bir başka önemli husus, bizi de ilgilendiren Azerbaycan-Ermenistan arasındaki gelişmedir. Burada Türkiye’nin de dâhil olmasıyla birlikte Kafkasya bölgesinde kalıcı bir barışın temin edilmesi, böylece Doğu-Batı arasında, Asya, Kafkasya ve Avrupa arasındaki bağlantısallığın da güvenli bir şekilde sağlanabilmesi için bu normalleşme sürecinin fevkalade önemli olduğunun üzerinde görüşlerimizi yoğunlaştırdık. Yine ayrıca bundan sonraki süreçte Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri konusunda da Türkiye olarak bizim Avrupa’da Türkiye ile ilgili söylenen her şeyi dikkatle takip ettiğimizi, bu konuları yakinen takip ettiğimizi ama Türkiye’ye karşı çifte standartların ve art niyetli yaklaşımların da kabul edilemeyeceğini ifade ettik. Tabii Türkiye’nin son iki yılına damgasını vuran en önemli hususlardan birisi, Cumhuriyet tarihimizin en büyük sorunu olan terör meselesinin geride bırakılması için gösterdiğimiz çabadır. Bu çerçevede geçtiğimiz sene Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu vasıtasıyla gerçekleştirdiğimiz çalışmaları kendilerine özetledim. Ve orada elde edilen rapordaki sonuçların bizim için, Türk siyaseti için fevkalade önemli olduğunu, bir yol haritası olduğunu; sadece terör örgütünün silahlarını bırakması ve silahsızlanması süreci değil, aynı zamanda Türkiye’nin demokratik standartlarının yükseltilmesi bakımından da önemli bir yol haritası olduğunu kendileriyle paylaştık. Ve bu sürecin fevkalade olumlu ve başarılı bir şekilde devam ettiğini, yaklaşık üç yıla yakın bir süredir Türkiye’de silahların, bombaların patlamadığını, bölgemizde huzur ve güvenliğin büyük ölçüde ülkemizde sağlandığını, bu terörsüz Türkiye’nin gerçekleşmesiyle birlikte terörsüz bir bölgenin de inşa edilmesi için çok kuvvetli bir adımın atılacağını kendileriyle paylaştık.

“TERÖRSÜZ TÜRKİYE MESELESİ, BATILI DOSTLARIMIZ TARAFINDAN DAHA TİTİZ ŞEKİLDE TAKİP EDİLİYOR”

Batılı meslektaşlarımızla çok sayıda görüşme yapıyoruz. Bu görüşmelerin hemen tamamında size temin ederek söylerim ki terörsüz Türkiye meselesi, Batılı dostlarımız tarafından Türkiye’de takip edildiğinden daha dikkatli, daha titiz ve daha olumlu bir şekilde takip ediliyor. Bunu hem Türkiye’ye büyük bir fayda sağlayacağının hem de bölgedeki birçok hususun normalleşmeye başlayacağının adımı olarak görüyorlar. Ve bu vesileyle bugünkü görüşmede de terörsüz Türkiye ile ilgili fikirlerimizi çok detaylı bir şekilde kendileriyle paylaştık. Kendilerini Türkiye’de ağırlamaktan, Lüksemburglu dostlarımızla burada bir arada olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum.”

“İKİLİ İLİŞKİLERİMİZİN 80’İNCİ YILI”

Lüksemburg Temsilciler Meclisi Başkanı Claude Wiseler ise şöyle konuştu:

“Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan. Kesinlikle bu toplantılar, görüşmeler çok verimli olacak. İlk olarak bizi buraya, Türkiye’ye davet ettiğiniz için teşekkür ediyorum. Burada, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bulunmak çok güzel bir fırsat bizim için ve aynı zamanda hem sizinle hem çalışma arkadaşlarınızla görüşme fırsatı bulduk. Ve çok özgür, açık ve doğrudan temas içerisindeyiz. Yani iki dost, iki arkadaş birlikte konuşuyor gibi. O yüzden bizim için bu tarz görüşmeler ekstra önemli. Şimdi çok önemli bir andayız aslında. Lüksemburg ve Türkiye arasında ilişkiler çok daha gelişebilir. Çünkü ikili ilişkilerimizin 80. yıl dönümü. Yani diplomatik ilişkilerimizin kuruluşunun 80. yılındayız.

Çok güzel bir yıl dönümü bu bizim için. Her zaman ortaklık tabii ki. Hep tartışırdık, konuşurduk, temas içerisinde olurduk. Ama dünyadaki şu anki jeopolitik duruma baktığımızda artık bu iş birliğinin, ilişkinin yeni bir ivme kazanması ve yeni bir seviyeye atlaması gerekiyor. Bu yüzden de zaten hani yeni ortaklar aramıyoruz. Eski bir ortaklığımız bizim için aslında. Ama bu ortaklarla olan ortaklığımızı başka bir aşamaya, başka bir seviyeye taşımak istiyoruz. O yüzden bizim için bu olumlu bir gelişme. Bildiğiniz gibi Lüksemburg; Avrupa Birliği’nin kurucu üyelerinden, NATO’nun, Birleşmiş Milletler’in, Avrupa Konseyi’nin kurucu üyelerinden ve küçük bir ülke olsak da bağımsızlığımız ordumuzun gücünden gelmiyor. Sadece değerlerimizin gücünden; aynı zamanda uluslararası hukukun, demokrasinin, hukukun üstünlüğünün ve aynı zamanda değerlere dayalı politikalarımızdan güç alıyor. Ve Türkiye ve Lüksemburg halklarının da buna katkısı çok önemli. Yani bunların hepsi DNA’mızda var aslında. Her gün yaşadığımız konular bunlar. Türkiye’nin Avrupa yolundaki katkısı da kesinlikle demokrasi, hukukun üstünlüğü konusunda önemli şeylere de yol açacak. Bu anlamda iş birliği yapmaya devam edeceğiz ve parlamentolar arası diplomasi de, temas da çok önemli.

“TÜRKİYE’NİN SAVUNMA ENDÜSTRİSİNİN ÇOK GÜÇLÜ OLDUĞUNU BİLİYORUZ”

Lüksemburg’da tabii ki savunma politikalarımızı da geliştiriyoruz. Savunma bütçemizi 2021’den 2025’e dört katına çıkardık. İlk başta gayrisafi yurt içi hasılamızın yüzde 6’sına tekabül ediyordu. Bunun dört katına çıkardık. Aynı zamanda bunun gerekli olduğunu düşünüyorduk Lüksemburg’da tabii ki ama ortak da arıyoruz. Türkiye’nin savunma endüstrisinin çok güçlü olduğunu biliyoruz. Bu anlamda çok önemli gelişmeler kaydettiğini biliyoruz. O yüzden savunma politikaları söz konusu oldu. Bu konularda önemli ortaklıklar olabileceğini düşünüyoruz. Finans politikası… Lüksemburg’da finans sektörü çok güçlü. O yüzden önümüzdeki dönemlerde bu sektörlerde iş birliğinin altını çizmek önemli.

“İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM GEREKİYOR”

Lüksemburg’un Orta Doğu konuları ile ilgili geçtiğimiz dönemde Lüksemburg’un neler yaptığından siz bahsettiniz Filistin konusu söz konusu olduğunda. Şimdi Orta Doğu’da İsrail-Filistin olayı açık aslında. İki devletli çözüm gerekiyor. Hani gerçekliğe bakmamız lazım ve bu çözümün mümkün mertebe yerini bulması ve barışın bir an önce gelmesi gerekiyor bölgede. Ermenistan-Azerbaycan konusunda Türkiye’ye oynadığı rol için teşekkür etmek istiyorum bu vesileyle. Çünkü geçtiğimiz aylarda, geçtiğimiz yıllarda kaydedilen gelişmeler bölgeye barış getirdi.

“MUHALEFET PARTİLERİYLE DE GÖRÜŞECEĞİZ”

Biz mesela Lüksemburg’dan büyük bir heyetle geldik. Hem iktidar partisinden hem muhalefet partilerinden, sol partilerden, sağ partilerden temsilcilerimiz var bizimle birlikte. Yani aslında Lüksemburg’un bütün siyasi yelpazesi bizim heyetimiz içerisinde. Burada da Türkiye’de de ana partilerle görüşmelerimiz olacak. Hem iktidar partisiyle hem muhalefet partileriyle. Aslında parlamentolar arası diplomasi ilişkisinin doğası bu.”

Kurtulmuş ile Wiseler, açıklamalarının ardından salonda bulunan gazetecilerin sorularını yanıtladı.

“ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERDE KURULU KURARIZ”

Kurtulmuş, Çerçeve Yasa kapsamında Meclis’te izleme komisyonunun ne zaman kurulacağı ve fon krizine ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

“Bir taraftan örgütün silahsızlanması, fesih sürecinin devam ettiği; bir taraftan da bu sürecin özellikle uygulamada nasıl seyredeceğine ilişkin oluşturulan üst kurulun çalışmalarına devam etmesi zaten planlandığı gibi gidiyor. Bunun bir ayağı da Türkiye Büyük Millet Meclisi ayağıdır. Biz başından itibaren bir iddiada bulunuyoruz: Bu model özgün bir modeldir ve Türkiye modelidir. Bu modelin nasıl işlediği, bu sürecin nasıl yönetildiğine ilişkin asla dışarıdan bir göz olmayacak. Asla üçüncü bir göz işin içerisine müdahil olamayacaktır. Milletin tamamı adına Meclis bütün farklılıklarıyla, partileriyle bu süreci yönetecek. Tabii ki bunun doğal bir sonucu olarak Meclis’te de yasanın gerektirdiği izleme kurulu kurulacak. Önümüzdeki günlerde bu kurulu kurarız. Nasıl olacağı ile ilgili olarak siyasi partiler ile zaten yasanın çıktığının ertesi gününden itibaren müzakerelerimizi yapıyoruz. Önümüzdeki günlerde bu konu ete kemiğe bürünür. Ben bir şey söylemiştim, onu bilerek söyledim: Her şey kendi yolunda tıkır tıkır işliyor. Hiçbir şey geç kalmıyor. Böylesine önemli bir konuda herkes üzerine düşen sorumluluğu yerine getirsin. Kimse bir diğerine ödev vermeye kalkmasın. Terör örgütü silahsızlanma sürecini sürdürecek ve bunu sonlandıracak. Siyaset üstüne düşen sorumluluğu şimdiye kadar yaptığı gibi bundan sonra da başarıyla yapacak ve inşallah bu süreç tıkır tıkır işleyecektir, sonlanacaktır. Milletimizin bu konuda büyük bir beklentisi ve büyük bir desteği vardır. Kimse bu desteği boşa çıkaracak sözlerin içerisinde olmasın.

“KİM ARSIZLIK VE HIRSIZLIK YAPTIYSA HEPSİNDEN HESAP SORULMALIDIR”

Başından itibaren görüşümüzü çok net bir şekilde ortaya koyuyoruz. Fon meselesi de Türkiye’de son dönemlerde karşılaştığımız en önemli krizlerden, sıkıntılardan birisidir. Uzun lafa gerek yok. Bu konuda kim haksız kazanç sağladıysa, bu konuda kim haksız kazanç sağladıysa, kim milletin parasına, cebine elini soktuysa, kim arsızlık ve hırsızlık yaptıysa sonuna kadar gidilmeli; hepsinden hesap sorulmalıdır. Ayrıca bu süreçte kusuru, hatası, noksanı, ihmali olan kim varsa onlar da Türk yargısı önünde hesaplarını vermelidir. Mesele bu kadar açıktır. Milletin beklentisi de bu yöndedir. Zaten yine Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın başkanlığında oluşan Fon Kurulu da çalışmalarını titizlikle yaptı. Burada da milletimiz müsterih olsun. Sayın Cumhurbaşkanımızın dünkü konuşmalarında da çok açık ifade ettiği gibi bu konuda asla bir müsamaha, asla bir şekilde üstünü örtme olmaz, olamaz. Sonuna kadar gidilecek, bunun hesabı mutlaka sorulacaktır. Teşekkür ediyorum.”

“HER ŞEY USULÜNE UYGUN BİR ŞEKİLDE İŞLİYOR”

Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nda sürecin nasıl işleyeceğinin sorulması üzerine ise Kurtulmuş, “Mekke Anlaşması bildiğiniz gibi Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın uzlaşmaya vardığı bir anlaşma. Cumhurbaşkanlığı’ndan bu konuyla ilgili yasa teklifi bize geldiği zaman ben de hemen bunu Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, önce komisyona, sonra da Genel Kurula geçecek. Dolayısıyla önce komisyonda tartışılacak. Komisyonda kabul edilirse Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna gelecek ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan müzakereler sonrasında da kabul edilirse yasalaşacak. Süreç budur, usul budur ve her şey usulüne uygun bir şekilde işliyor” ifadesini kullandı.

“BİZ NE YAPTIĞIMIZI BİLİYORUZ”

“Libya mutabakatı, Libya Meclisinde görüşüldü, kabul edildi ve ardından Avrupa’dan bazı eleştiriler geldi. Bu konu hakkında nasıl bir değerlendirmede bulunuyorsunuz? Bedir Anlaşması da imzalandı. Meclise gelebilir mi” soruna Kurtulmuş, şu yanıtı verdi:

“27 Kasım 2019’da İstanbul’da anlaşma ilk imzalandı; Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Zaptı. Dolayısıyla başlamış olan bir hukuki süreç 20 Ekim tarihi itibarıyla Libya Meclisinde ittifakla oylanarak kabul edilerek Libya tarafında da yasalaştı. Ben de dün değerli mevkidaşım Libya Meclis Başkanını arayarak bu hızlı ve güçlü destekleri dolayısıyla teşekkür ettim. Bu anlaşma herhangi bir üçüncü ülkeye karşı yapılmış bir anlaşma değildir. Türkiye’nin ve Libya’nın Akdeniz’deki deniz yetki alanlarındaki egemenlik haklarını koruma altına alacak olan bir anlaşmadır. Her iki ülke için de hayırlı olsun. Akdeniz’deki barışın tesis edilmesi bakımından önemli bir vesile olsun diye temenni ediyorum. Bir kere daha Libyalı mevkidaşım değerli Meclis Başkanı başta olmak üzere Libya Meclisinin değerli bütün mensuplarına şükranlarımızı bir kere daha ifade etmek istiyorum. Uluslararası ilişkilerde böyle şeyler olur. Siz bir anlaşma yaparsanız başkası karşı çıkabilir. Biz ne yaptığımızı biliyoruz. Herhangi birisinin bu konuyla ilgili söyleyeceği görüşleri tabii ki dinleriz ama sonuçta adım atılmıştır. Hem Türkiye hem Libya kendi egemenlik haklarının gerektirdiği konularda yoğunlaşacak ve çalışmalarını sürdürecektir.”

“LÜKSEMBURG’DA BİR GERİLİM YOK”

Lüksemburg Temsilciler Meclisi Başkanı Claude Wiseler ise “Son dönemde özellikle başta Fransa olmak üzere Avrupa’nın birçok başkentinde artan şiddetli protestoları görüyoruz, dikkat çekiyor. Bununla birlikte Avrupa’daki bu artan tansiyonu, artan gerilimi nasıl değerlendiriyorsunuz? Ayrıca bu gelişmelerin Avrupa’nın siyasi ve toplumsal geleceğine etkileri hakkında ne düşünüyorsunuz” sorusunu şöyle yanıtladı:

“İlk olarak, şimdi Lüksemburg’da böyle bir gerilim yok hâlihazırda. Toplum olarak barış, huzur içerisinde yaşıyoruz kendi ülkemizde, Lüksemburg sınırları içerisinde. Yani Lüksemburg’la ilgili bir soru değil ama tabii ki diğer ülkelerde gerçekleşen durumlar, tabii ki ekonomik durum, buna yönelik baskılar; tabii ki işte petrol fiyatlarının, bazı ülkelerdeki konut fiyatlarının artıyor olması sosyal anlamda birçok soruna neden oluyor ve bunlar da tabii ki bazı ülkelerde bu şekilde daha belki şiddetli bir şekilde vuku buluyor. Bunun tabii ki ülkelerin siyasetlerine etkisi var. Başka ülkelerin siyasetlerine de etkisi olabilir ama daha ziyade ülkelere münferit bakmak gerekiyor. Ve bu sorunların tabii ki çözülmesi için ekonomik olarak, sosyal olarak çalışmak gerekecektir.”

 

Yorum Yap

Benzer Haberler
Sağlık Bakanı Memişoğlu, Singapur’da mevkidaşı Ong Ye Kung ile görüştü
Sağlık Bakanı Memişoğlu, Singapur’da mevkidaşı Ong Ye Kung ile görüştü
Troya’daki kazılarda 2 bin 800 yıllık kemik flüt ve 4 bin 500 yıllık insan biçimli idol başı çıkarıldı
Troya’daki kazılarda 2 bin 800 yıllık kemik flüt ve 4 bin 500 yıllık insan biçimli idol başı çıkarıldı
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Özdemir Göktaş, Fransa Aileler Bakanlığı’ndan Yüksek Komiser El Haïry ile görüştü
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Özdemir Göktaş, Fransa Aileler Bakanlığı’ndan Yüksek Komiser El Haïry ile görüştü
Uzman Diyanet-Sen Genel Başkanı Çelik: Bütçe görüşmelerinde din görevlilerimizin haklı beklentilerinin değerlendirilmesini temenni ediyoruz
Uzman Diyanet-Sen Genel Başkanı Çelik: Bütçe görüşmelerinde din görevlilerimizin haklı beklentilerinin değerlendirilmesini temenni ediyoruz
Murat Emir: “Dosya saray koridorlarına uzandığı yerde kapatılırsa soruşturma eksik kalır”
Murat Emir: “Dosya saray koridorlarına uzandığı yerde kapatılırsa soruşturma eksik kalır”
Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ: “Gün, Cumhuriyet için iş birliğinin günüdür”
Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ: “Gün, Cumhuriyet için iş birliğinin günüdür”
Milyonların Şehrinden Haberin Nabzı
Esenyurt Nabız

Esenyurt Nabız, “Milyonların Şehrinden Haberin Nabzı” anlayışıyla şehrin en yoğun ve dinamik bölgelerinden yükselen gelişmeleri anlık, tarafsız ve güvenilir şekilde sunan; gündemin ritmini yakından hissettiren güçlü bir haber platformudur.

2026 Esenyurt Nabız © Tüm hakları saklıdır. Esenyurt Nabız