Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, Cumhuriyet’in 103’üncü yılı dolayısıyla düzenlenen “Cumhuriyet Balosu”nda, “Cumhuriyet’i geleceğe taşımak ve onu geliştirmek için mücadele etmek zorundayız. Cumhuriyet’i yaşatmak, haklarımıza sahip çıkmak ve gelecek kuşaklara daha iyi bir ülke bırakmak hepimizin ortak sorumluluğudur” dedi.
(BURDUR)- Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, Cumhuriyet’in 103’üncü yılı dolayısıyla düzenlenen “Cumhuriyet Balosu”nda, “Cumhuriyet’i geleceğe taşımak ve onu geliştirmek için mücadele etmek zorundayız. Cumhuriyet’i yaşatmak, haklarımıza sahip çıkmak ve gelecek kuşaklara daha iyi bir ülke bırakmak hepimizin ortak sorumluluğudur” dedi.
Atatürkçü Düşünce Derneği tarafından Cumhuriyet’in 103’üncü yılı dolayısıyla Serenler Otel’de “Cumhuriyet Balosu” düzenlendi. Programa; Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz ve eşi Hülya Ercengiz, YENİ Parti İl Başkanı İsmail Dündar, Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkan Yardımcısı Özgür Çınar, İl Genel Meclisi Başkanı Semih Çelikkaya, dernek üyeleri ve vatandaşlar katıldı.
Baloda konuşan Başkan Ercengiz, Cumhuriyet’in yurttaşlık hakları ve çağdaşlaşma açısından taşıdığı öneme dikkati çekti. Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet’i gelecek kuşaklara emanet ettiğini belirten Ercengiz, şöyle konuştu:
“Dayanışmayla, kol kola ve omuz omuza vererek bütün zorlukları aşacağımıza inanıyoruz. Biz, bundan yalnızca bir asır önce, köklü bir anlayışı değiştiren; bireyi yeniden tanımlayan, her birimize yurttaşlık hakkı tanıyan çok özel bir yönetim biçimini, Cumhuriyet’i tercih ettik. Bu tercihimizin sonucunda Türkiye, çok kısa bir süre içerisinde, özellikle ilk 15 yıllık dönemde, çağdaş uygarlıklar seviyesine ulaşma hedefi doğrultusunda adım adım ilerledi. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, bu fani dünyaya gözlerini yummadan önce Türkiye ve Türkiye Cumhuriyeti ile ilgili hayallerini bizlere aktardı, bizlere emanet etti. En önemlisi de iki büyük eserinden biri olarak gördüğü Cumhuriyet’i bize bıraktı. Ne yazık ki çok kolay kazanılmış gibi görünen haklarımızın kıymetini yeterince bilemememiz ve yaşananlara zaman zaman duyarsız kalmamız sonucunda bugün, bu ülkenin geleceği, Cumhuriyet’in devamlılığı ve bu milletin ümmet anlayışından sıyrılarak özgür birer yurttaş olarak yaşamını sürdürebilmesi için mücadele etmek zorunda kalıyoruz.
“UMUTSUZ DURUM YOKTUR, UMUTSUZ İNSAN VARDIR”
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, en zor koşullarda bile umudu diri tutan, ‘Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır’ anlayışıyla hareket eden bir liderdi. Savaş meydanlarından çıkıp Cumhuriyet’i kurduğunda ülkemizin koşulları bugünkünden çok daha zordu. Bu ülkenin parası da yoktu, askeri de yoktu, yetişmiş insan kaynağı da sınırlıydı. Buna rağmen Atatürk ve mücadele arkadaşları, büyük bir inanç ve kararlılıkla Cumhuriyet’i kurdular. Bugün geldiğimiz noktada hepimizin bir özeleştiri yapması gerekiyor. Cumhuriyet’i yalnızca balolarla, törenlerle ve kutlamalarla hatırlayarak koruyamayız. Atatürk’ün bize bıraktığı bu mirası, yalnızca kendi konfor alanlarımızda yaşayarak, lüks konutlarda oturup lüks araçlarla dolaşarak ve bu ülkeyi bize emanet edenleri rahmetle anarak yaşatamayız. Çalışmak zorundayız, üretmek zorundayız, sorumluluk almak ve sorumluluk vermek zorundayız.
“CUMHURIYET’İ KORUMAK HEPİMİZİN SORUMLULUĞUDUR”
Bilmiyorum ne kadar farkındasınız ama bugünümüz dünden daha kötüyse yarınımızın da bugünden daha kötü olma ihtimali vardır. Bunun için herkes kendi sorumluluğunun farkında olmalıdır. Bu mesele yalnızca siyasetçilere, yalnızca yöneticilere bırakılabilecek kadar basit bir mesele değildir. İçinde bulunduğumuz koşullarda haklarımızı birkaç kişinin savunmasını bekleyemeyiz. Hepimizin taşın altına elini koyması gerekiyor. Bugün siyasi parti temsilcileri, il başkanlarımız ve ilçe başkanlarımız bizlerle beraberler. Yeni bir parti kuruldu. Bu yeni oluşumla öncelikle yurttaşlarımıza güven vermeye, onların güvenini kazanmaya çalışıyoruz. Çünkü yurttaşın güvenini kazanmadan sokağa çıkmak, birlikte yol yürümek mümkün değildir. Artık eski alışkanlıklarımızı bir kenara bırakmak zorundayız. ‘Ondan olmaz, bundan olmaz, şundan olmaz’ diyerek birbirimizi tüketirsek Cumhuriyet’i koruyamayız.
Bugün ben olmayabilirim, milletvekili olmayabilir, il başkanı veya ilçe başkanı değişebilir. Derneğimizin başkanı, hatta genel başkanı da değişebilir. Ancak bütün bunların ötesinde, hepimizi bir arada tutan değerler ve sorumluluklarımız vardır. Haklarımızı savunurken dayanışma ruhunu kaybedersek, birbirimize olan inancımızı yitirirsek, burada bulunan gençlerimizin, öğrencilerimizin ve ihtiyaç sahiplerimizin en azından bir kısmına dahi sahip çıkamazsak yaptığımız hiçbir etkinliğin gerçek anlamda kıymeti kalmaz. Bu nedenle samimiyeti ve içtenliği elden bırakmadan, birbirimize omuz vererek ve dayanışma ruhunu koruyarak bu zor günleri hep birlikte aşmak zorundayız. Bugün emeklilerimiz geçinmekte zorlanıyor. Emekçilerimiz geleceğe dair umutsuzluk yaşıyor. Öğrencilerimiz ellerinde A4 fotokopi kâğıtlarıyla kapı kapı dolaşıp iş arıyor.
“BÖYLE BİR ORTAMDA YALNIZCA KENDİ KONFORUMUZU DÜŞÜNEMEYİZ”
İşte geldik, işte gidiyoruz, değerli arkadaşlar. Bugün burada keyifli bir balo ve yemek için bir araya geldik. Elbette bir arada olmak, Cumhuriyet’imizi kutlamak çok kıymetli. Ancak zaman zaman kendimizi de sorgulamak zorundayız. En azından kendi aramızda bunu yapalım. Bugün ben konforlu bir hayat yaşıyor olabilirim. Peki, benden sonraki nesil de benim kadar rahat ve güvende yaşayabilecek mi? Ya da dün daha iyi koşullarda yaşayan bir insan, bugün neden dünden daha kötü koşullarda yaşamak zorunda kalıyor? Herkesin kendisine bu soruları sorması gerekiyor. Cumhuriyet’imizin ikinci yüzyılını yaşarken, birinci yüzyılından daha iyi bir Cumhuriyet’i geleceğe taşımak, onu geliştirmek ve yaşatmak için mücadele etmek zorundayız.
Siyasi çabalarımız bir yana, kişisel çabalarımız bir yana… Bu masada oturan herkesin, henüz ilkokul çağındaki bir çocuğa, burada bulunan evlatlarımıza ve belki de henüz dünyaya gelmemiş torunlarımıza karşı sorumluluğu var. Hepimiz bu sorumluluğun farkında olmalıyız.
“BU MÜCADELE ŞAHSİ DEĞİL, HEPİMİZ ADINA”
Kusura bakmayın, eğlenmek ve güzel bir akşam geçirmek için bir araya geldiğimiz bu gecede sözlerimin kimse tarafından şahsi olarak algılanmasını istemem. Ancak 13 yıldır belediye başkanlığı görevini yürütürken hiçbir zaman dikensiz bir gül bahçesinde olmadım. Bu görevi hiçbir zaman kolay şartlarda yapmadım. Geçirdiğim günlerin hiçbirinin bütünüyle huzurlu olduğunu söyleyemem. Ama ben bu mücadeleyi hiçbir zaman şahsi bir mücadele olarak görmedim. Bu mücadeleyi hepimiz adına veriyorum. Dimdik ayakta durmak zorunda olduğum için, yarınlara ve çocuklarımıza verdiğim sözün sorumluluğunu taşıdığım için bu görevi yapmaya çalışıyorum. Namusumla, şerefimle ve onurumla bu sorumluluğu yerine getirmek; çocuklarımıza karşı başım dik durabilmek için çalışıyorum. Daha sık bir araya gelelim. Birbirimize daha samimi davranalım. Birbirimizi anlamaya ve ortak değerlerimiz etrafında buluşmaya daha fazla gayret edelim. Önümüzdeki ilk genel seçimde yalnızca sandığa gidip oy kullanarak vatandaşlık görevimizi yerine getirdiğimizi düşünmeyelim. Elbette oy kullanmak çok önemli bir yurttaşlık hakkıdır. Ancak topluma, ülkemize ve geleceğimize karşı sorumluluklarımız bundan ibaret değildir. Hepimize görev düşüyor. Cumhuriyet’i yaşatmak, haklarımıza sahip çıkmak ve gelecek kuşaklara daha iyi bir ülke bırakmak hepimizin sorumluluğudur.
“ATATÜRK SEVGİSİNİ GELECEK KUŞAKLARA AKTARMAK”
Yıllardır bu mücadeleyi sürdüren Ümran Başkanıma ve kendisinden önce görev yapan bütün başkanlarıma teşekkür ediyorum. Benim bir evladım var. Geçen yıl üniversiteye gitti. Okulda yaptığı ilk işlerden biri Atatürkçü Düşünce Topluluğu’nu kurmak oldu. İlk dönemde 400 öğrenciyi topluluğa kaydetti. Günlerce stant başında bekledi, emek verdi. Geçtiğimiz günlerde kendisiyle konuştuk. Bugün üniversitesinde Atatürkçü Düşünce Topluluğu’nu kurmuş olmanın gururunu ve mutluluğunu yaşıyor. Ben de en azından bu duygu ve düşünceyi, bu bilinci evladıma aktarabildiğim için çok mutluyum, çok huzurluyum. Çünkü hepimize düşen görev yalnızca kendimiz için yaptığımız işler değildir. Asıl sorumluluğumuz, toplum adına yapabileceklerimizi hayata geçirmek ve gelecek kuşaklara karşı görevimizi yerine getirmektir. Cumhuriyet’imizi daha coşkulu, daha kalabalık ve birbirimize daha fazla kenetlenerek kutladığımız nice bayramlara ulaşmayı diliyorum. Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun! Ne mutlu Türk’üm diyene! Ne mutlu Cumhuriyet’im diyene.”
Esenyurt Nabız, “Milyonların Şehrinden Haberin Nabzı” anlayışıyla şehrin en yoğun ve dinamik bölgelerinden yükselen gelişmeleri anlık, tarafsız ve güvenilir şekilde sunan; gündemin ritmini yakından hissettiren güçlü bir haber platformudur.
Yorum Yap